02 Şubat 2021

Ortaokul Yıllarında Öğretmenlerim

 HAYAL GÜCÜ HİKAYEYE ÇOK ŞEY KATIYOR.

Elimde öğretmenlerimizin birlikte çekilmiş fotoğrafları var. Yenimahalle Kız Lisesinde okuduğum iki yılımı bunların üzerinden anlamaya çalışıyorum. Çok saygı duyduğum öğretmenlerimi hatırlayarak belgelerle yaşatmak istiyorum.

Fotoğrafların çekildiği tarihleri bilmiyoruz. Öğretmen isimlerini ve geçmişte yaşananları grup dinamiği kullanarak yeniden öğreniyoruz.

Benim elimdeki ölçülerden birisi giysi durumları; açık renk elbiseler ve yaz kıyafetleri varsa haziran ayı, koyu renk kışlık elbiseler varsa ekim ayı deyip işin içinden çıkıyorum.

Okul müdürü olarak bizim zamanımızda iki öğretmenimiz var. Rıza Onaran bey ilk müdür 1956 yılında görevden ayrılmış. 1956 yazı ile 1960 yazı arasında Kıbrıs'ta bulunmuş. Sonra Milli Müze Müdürü olarak Ankara'da görev almış. Onun yerine gelen İbrahim Cengiz beyin yer aldığı ilk fotoğraf 1957 Haziran ayında çekilmiş ve o zaman okula gelmiş olmalı.





Bu fotoğraf ilk lise öğrencilerinin öğretmenleri ile fotoğrafı. Bir broşürde bu fotoğraf altında 1954-55 Lise İlk Sınıf yazısı bulunuyor.

Okul açılmadan önce 1951 yılında başlayan eğitime katılanlar ile başka ortaokullardan gelen öğrenciler okulun açıldığı yıl ortaokul son sınıfı okuyup 1953 yılı Haziran ayında mezun olurlar. 1954 yılı Ekim ayında ilk lise öğrencileri olurlar. Bu öğrenciler 1957 yılı Haziran ayında ilk lise mezunları olacaklardır.

24 Ocak 1954 yılında resmen açılan Yenimahalle Ortokulu aynı yılın Ekim ayında lise eğitimine başlamıştır. İsmi de değişmiş olsa gerek..





Rıza Onaran bey zamanındaki bu fotoğraf 1955-56 öğrenim yılında 1955 yılı Ekim ayında çekilmiş.




Bu fotoğraf 1957 Haziran ayına uyuyor. Halef selef iki müdür de fotoğraf karesinde varlar. Rıza Onaran bey artık Kıbrıs'a gidecek. Belki arkadaşları ile veda buluşması.

Bizler bu son fotoğraf çekildikten 4 ay sonra 1957 Ekim ayında ortaokul eğitime başladık.

1959 yılı Ekim ayında Mustafa Kemal Lisesi açıldığı için eğitimimize orada devam ettik.




Bu fotoğraf 23 Nisan çocuk bayramını çağrıştırıyor. Saim Onan ve Necla Onan (resim öğretmenleri) fotoğraf karesinin tarihi için ailece bize bilgi veriyorlar. Aile 1953 yılında Kars'taki şark hizmetinden dönüp Yenimahalle Kız Lisesine gelmiş. O zaman tek çocukları var Levent 4 yaşında. Şimdi o 10 yaşında olmalı papyon kravatı ile resmin tam ortasında görülüyor. 2-3 yaşında bir kızkardeşi var o da yanına arkadaş bulmuş olan soldan ikinci çocuk. Annesi ve babası da resmin  sol kenarında  görülüyor. Subay elbisesi ile olan kişi askerlik öğretmeniymiş. Saim Onan öğretmenimizin iyi bir ressam olduğunu şimdilerde öğreniyorum.

Bu fotoğrafın tarihi arkasında not yazmış olan Mualla Akay öğretmenimizin kızının yardımı ile ortaya çıkıyor:   27 Mayıs 1961





Biz Mustafa Kemal Lisesi'ne taşındıktan sonra öğretmenlerin çoğu değişiyor. Bir kısım öğretmen bizimle geliyor bir kısmı da zamanla okuldan ayrılıyor. Okul daha sonra üç kat oluyor yatılı hale geliyor. Yeni öğretmenler geliyor.
Bu fotoğrafta okul müdürü Yusuf Özkılıç olmalı. Rıza Onaran misafir gelmiş olabilir mi acaba?
Lisede Kimya öğretmenimiz İbrahim Tomaç (Keşanlı) 'ın kızı Sühan Tomaç da var.
Sühan Tomaç olmasa Rıza Onaran ile birlikte, fotoğraf daha eski tarihli sanılabilir. Bu fotoğraf 1969 veya 1970 yıllarında çekilmiş olmalı.



YMKLOgr1966.jpg

Mustafa Kemal Lisesi öğretmenlerinin birlikte bulunduğu bu fotoğraf 1966 Mayıs ayında çekilmiş olmalı. Bizim de müdürümüz olan  Ö.Galip Çelik 17.05.1966 tarihinde görevinden ayrılmış. Belki bu da bir veda anısı.

Dikkat edilirse Yenimahalle Kız Lisesi'nden tanıdığımız öğretmenlerimiz Turgut Kurdaş, İsmail Erkal, Lütfiye Böke, Nezihe Yüksel, Semahat İçaydın, Mustafa Güner ve Hikmet Önal lisemizde görevlerine devam ediyorlar.

ogr1.jpg

ogr2.jpg

Doğan Öcalan Kardeşim ve ben öğretmenlerimizin unutulmaması için alttaki belgeyi hazırladık.












16 Haziran 2020

Gençliğimin İlk Yılları Bu Sokakta Geçti

Sokağımızın beni etkileyen bir gizemi var.
O sokakta yaşanmışlıkların doğurduğu sevginin izleri bizlerin içine işlemiş. 
Ben bilinç altında 20 yıldır bu izlerin peşindeyim.

10 yıl kadar önce Necdetler'in evinde sokağımızı konuşurken, Necdet içeri gitti iki fotoğraf getirdi. Gürel ve Koray'ın sünnet düğünü fotoğrafları. İşte ilk önemli tetikleyici buydu.


Mustafa Kemal Lisesi buluşmalarına katıldıkça sokağımıza gidiyor fotoğraflar çekiyorum.
Geçen ay Nurten Erbaşar kardeşim Yenimahalle grubuna bir fotoğraf göndermiş. "Sokağımızın kızları". Necdet'teki fotoğrafların devamı. Aynı anda çekilmiş olmalı. Ok yaydan çıktı.



Face'de ararken Gülsen Gür kardeşimin sayfasında üçüncü fotoğraf duruyor. 1935 yılında çekilmiş Feride Teyzem ve Ekrem Amcam evleniyorlar. Bu da emek verecek ve eski bilgi ve belgeleri toparlayacak olana armağan.



Hemen bir Face grubu kurdum. 19 kişi olduk. Daveti kabul etmeden izleyenlerle 25 kişiye yaklaştık. Yazarak bilgi veren sayısı ikiyi, üçü geçmiyor. 60-65 yıl sonra hatırlamak zor, hata yapmak korkusu da var. Face'de aramalarla eksikler giderilebiliyor. Aydıntan ailesi ile ilgili fotoğraf ve belgelere ulaşmam kısmen böyle oldu.

Şimdi 1960 yılını temsili olarak değişim yılı kabul edersek neler değişti sıralamaya çalışayım:
Amerika'da delikli kart ve bilgisayar hayata girdi. (İlk delikli kartı görmüştüm).
Yuri Gagarin dünya çevresinde dolaştı.
Naylon gömlek ve giderek plastik hayatımıza girdi.
Transisitör bulundu. Lambalı radyolar yok oldu.
Helikopter kullanılmaya başladı.
Pervaneli uçakların yerine iet motorlu uçaklarla yolcu taşınmaya başladı.
Türkiye, Küba ile birlikte bir nükleer hedef olduğunu fark edemeden savaşın eşiğinden döndü.
AFS(American Field Service) ve Barış Gönüllüleri ile tanıştık. Türkiye CIA için araştırma projesi oldu.
Menderes enflasyon kavramını bilmeden ülkeyi idare etti. Ülke duvara tosladı. Plan yapmanın gerektiğini öğrendik.

Sokağımızda yaşarken oluşan bu değişimler de sokağımıza verdiğimiz önemi arttırıyor.

Bizim Sokak Blogumu:

Yenimahalle Kız Lisesi Ortaokulu Blogumu:
https://bizimykl1953-60.blogspot.com/

Bağlantılarından izleyebilirsiniz.

03 Mayıs 2020

Virüslü Hayat

Corona virüsü insan yaşamında çok büyük değişiklikler yapacak.

Uzak ülkelere ve şehirlere turistik geziler yapmak çok güçleşecek.

Uçak ile seyahat etmek  ile yeni normal yaşamda sosyal uzaklık kavramı arasında  çok  büyük çelişki var. Oturma yerleri yeniden projelendirilecek ve 300 kişilik uçaklar  belki de  100-150 kişi taşıyabilecek.

İki, üç misli pahallı olan bir ulaşım harcaması turizm olgusuna büyük darbe vuracak.

O zaman virüs çağından önce iyi ki gitmişiz, görmüşüz diye sevineceğiz. Eskiden çektiğimiz  fotoğraflara bakıp avunacağız.

Önce evlere hapis olduğumuz bugünleri değerlendirmek için "virüsten önce" adlı bir blog hazırlamayı düşündüm. Çok yazamadığımı bildiğim için, bu kapsamdaki yazılarıma da burada  paylaşmayı uygun buldum.

İlk gezimiz 2009 yılında Prag-Viyana-Budapeşte gezisiydi. Ben bir geziyi hatırlarken en mutlu olduğum anları öne çıkarmayı amaçlıyorum. Bu geziye Pronto tur ile gitmiştik. İlk turumuz olsa da hiç bir ekstra tura katılmadık. Kendi olanaklarımızla dolaştık ve metro ile otellere gidip geldik.

2009 yılında Prag için bende (o an)  metroda insan yüzleri ve anons edilen durak isimleri olarak kalmış. İki gün kalmamıza karşın durak isimlerini tekrar duymak beni mutlu ediyor.

Budyovski-Pankrac-Vyşehrad-Pavlova-Florenc-Mustec

https://storage.googleapis.com/slite-api-files-production/files/82273bba-7563-4d87-a34d-3b8e04394f90/image.png

06 Mart 2020

Can Sevinç



          Geçenlerde bir hafta sonu Can bize geldi.
          Can'lar yan komşumuzdular. Dört yıl bizim yanımızdaki dairede oturdular. 
          Onunla 2013 yılında doğunca tanıştık.
          Şule'ye anneanne ve bana dede dedi.
          2016 yılında Tuzla'da ev alıp taşındılar. Bizi ziyaret etmeyi hiç unutmazlar.



image.png
Can artık okullu oldu. Yazısı da güzel olacak.

Şu çay bardağında yedi yaşında bir çocuk neler görebiliyor...Doğrusu şaşırdım kaldım.

Gölgeli kısımda rengin değişiminin farkında ve çayın rengini farklı yapmış. Renk de tutuyor.

Altta kesme tabağın detaylarını nasıl yorumlamış !!!

Üstte tepsiyi ve içindeki su bardağının yivlerini nasıl yorumlamış !!!

En çok da tuzluk ve biberlik hoşuma gitti. Delikleri nasıl yorumlamış ama !!!

Çok farklı yivleri kendi kafasına göre çok güzel belirtmiş.

Alt sağda bir şeker ise harika ... ne detaylar görmüş adam.

Anneannesi ile yarışma yaparlar ben de hakem olurum ve hep o kazanır.

1. ve altı çizili olan yazı da benim yazım. ( Can söyledi ben yazdım. Hakem böyle yazmalıymış)





image.png